26 Aralık 2010 Pazar

GAZİANTEP FIKRALARI

Doktor Mecit Barlas Bey rahmetli tahsilini bitirip Gaziantep’te göreve başladığı sıralarda muayenehanesine bir hasta girdi. Başının ağrıdığını söyledi. Mecit bey onu muayene ederek Reçetesini yazdı eline verdi. Adam doktoru hoca gibi bir şey zannedip olmalı ki Yazdığı reçeteyi muska gibi büküp şapkasının arasına koydu ve piskolojik man iyi oldu.Aradan bir süre geçince reçetesini, kaybettiğinin farkına vardı ve başı yeniden ağrımaya başladı.Yine doktorun yanına çıkarak şöyle söyledi.
Doktor bey eline sağlık yazdığın muska şıp adak tuttu. emme onu kaybettim şimdi gene ağrımaya başladı kurbanın olum o muskadan bir tane daha yaz.

                                           VELİ USTA NASIL CINCİ OLDU
Cin dar veli usta diye bir tanıdığımız adam vardı. Bu adam suya bakarak geçmişten geleceğe haber verirdi. Yitiği olanların yitiğini bulur. Polis gibi hırsız keşfeder. Eşiyle arası açılanların arasını bulur. Bu mesleğe nasıl başladığını kendisine sorduğumda, Çokça bir nazlanmadan sonra şu hikâyeyi anlattı. Bir gün yanıma bir adam geldi. Aman dedi çok darda kaldım. bir cahillik edip hırsızlık yaptım. Şimdide iş meydana çıkmak üzere. Ben seni cin dar diye tanıtacağım. Sana söylediğim yeri onlara tarif et. Malı bulsunlar kurtulalım. Yalvarmalarına dayanamayıp peki dedik. Gittik yanlarına o adamın tarif ettiği yeri, güya suda görüyormuş gibi bende onlara tarif ettim. Malı aradılar ve buldular. Ondan sonra adımız cin dara çıktı. o gün bu gündür işi birazda biz ilerlettik. Geçiniyoruz işte.
                                                      SENİN YÜZÜNDEN
Gaziantep’in en şişman adamıyla en sıska adamı malum sıkı fıkı dosttur. Bir gün şişman sıkı dostuna .-Seni gören görmeyende kıtlık var zanneder yahu, biraz yiyip içte tavlan seninle gezmekten utanıyorum der. Sıska ise ona şöyle cevap verir.
—Ben ise seninle gezmekten şeref duyuyorum sanma seni görende memlekette katlığın nedenini anlamakta gecikmez. Sende biraz az yede fakir fukaraya artsın.
                                                       KENDİSİ DUYMASIN
Ünü layık olduğundan fazla bir halk türkücüsü şehrimize gelmiş konser veriyordu. Bir ara elini kulağına koymuş avazı çıktığı kadar bağırıyordu seyircilerden birisi yanındakine sordu.
—Bu adam türkü söylerken niçin eliyle kulağını tutuyor diye sordu
—Ağzından çıkanı kulağı duymasın diye herhalde sesin verdiği rahatsızlığa dayanamıyor
                                      KEYİFLE İÇMEYE HAZIRLANIYORMUŞ
Gaziantepli hemşerim Mecit bir gün koğuş nöbeti tutarken Bir yandan sırtını tuta tuta hopluyor bir yanmanda sırtıma akrep girdi diye bağırıyordu. Gayretli ve gözü pek arkadaşlarımızdan birisi akrebi elbisesinin üstünde tutarak çatır çatır ezmeye başladı. Onu zararsız hale getirdikten sonra nöbet cinin sırtını açtık. Bizim akrep diye ezdiğimiz Hüseyin çavuşun bizim Mecide verdiği bir adet Bafra sigarasıymış.Bu sigarayı nöbetten sonra keyifle içmeye hazırlanıyormuş.
                                                    AT NEDİR
Türkmenler ata çok meraklı olurlarmış. Arapların atı menşurdur. Gaziantepin büyük Karaca viran köyü yakınlarında bi,r kaynak başında böyle at meraklısı bir türkmenle güzel bir ata sahip arapoğlu karşılaşmış.
-Gardaş bu altındaki nedir
–AT neki
—hayvan
—Allah Allah hiç görmemiştim
 Sen onun üstünde nasıl duruyorsun düşmezmişsin? Arap gülmüş-Düşmem elbette gel istersen sende bin
-yok vallaha ben korkarım Korkma Korkma gel bin ve zorla türkmeni ata bindirir Türkmen ise atı mahmuzlar tozu dumana katarak ortadan kaybolur
                                                             
                                                            SICAK ÇORBA
Yemek konusunda çok titiz davranan arif efendi şehrimizde yeni açılan bir lokantaya gitmişti
Garsondan çorba istedi Çorba geldi Arif efendi bunu beğenmedi
Ben sıcak çorba istiyorum dedi.Garson bunu götürdü başka bir tabak çorba getirdi
-         -Buda sıcak bir çorba değil. Bu iş birkaç defa tekrarlanınca garson kızdı .
-         -Çorbanın sıcak olduğu nasıl anlaşılır beyim?Görmüyormusun üstünde sıcak buharlar kalkıyor.?Arif efendi cevap verir.
-Buharları görüyorum ama çorban yinede sıcak değil .Eğer sıcak olsaydı onu getirirken içinde tytduğun parmağın yanardı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder