Gaziantep te olayların yarattığı atasözleri var. Bunlardan biride hava bulanık Beşiriciye yanaşma sözüdür. Gaziantep in Şehre küstü semtinde Beşirici diye bir yer altı havuzu ile yer altı mescidi ,gusülhane,beş altı da hela var.Buraya yirmi basım merdivenle inilir.Bu kastelin bulunduğu yerde Şehrin batısına nazaran biraz engindir [ Daha yirmi yıl evveline kadar yağmur çok yağdığında her tarafı sel basardı.Geçen dönemin belediye başkanı Sayın Celal Doğan beyin çalışmaları neticesinde bu semtimiz su basmasından kurtuldu.}
6 Nisan 2010 Salı
28 Mart 2010 Pazar
MÜTERCİM ASIM
Ahmet Asım Efendi 1755 yılında Gaziantep’te doğdu. Babası Antep ulemasından mahkeme Başkâtibi Mehmet Cenanı efendidir. Tahsilini memleketinde yapmış ve Antebin âlimlerinden zamanının derslerini iyice ve mükemmel bir şekilde okumuştur. Türkçeyi, Arapça ve Farsçayı noksansız okuduğunu anlayacak bir derecede öğrenmiştir.
21 Mart 2010 Pazar
GAZİANTEP’İN ADLARI VE MANALARI
Bu yazımda, şehrimizin adı ve çeşitli anlamları üzerinde durmak istiyorum.
Hemen hemen bütün şehir ve kasabalar, tarih boyunca birçok ad değişikliklerine uğramışlardır. Gerek il adlanışları, gerekse sonradan ortaya çıkan değişmeleri belli bir kurala bağlamaya imkân yoktur.
İnsanlar, bazı adlanışlardaki sebep ve hikmeti kesin olarak anlayamadıklarından (isimler göklerden iner) diyerek işi kestirip atmışlardır. Bizim de eski adların manalarını ve konuluş nedenlerini bilemediğimiz için bu meşhur söze sığınmaktan başka çaremiz kalmıyor. Bununla beraber, bazı şehir ve kasabaların adlanış hikâyelerini ve manalarını az çok bilmekteyiz. Bu işte vaktin büyük rolü vardır.
Hemen hemen bütün şehir ve kasabalar, tarih boyunca birçok ad değişikliklerine uğramışlardır. Gerek il adlanışları, gerekse sonradan ortaya çıkan değişmeleri belli bir kurala bağlamaya imkân yoktur.
İnsanlar, bazı adlanışlardaki sebep ve hikmeti kesin olarak anlayamadıklarından (isimler göklerden iner) diyerek işi kestirip atmışlardır. Bizim de eski adların manalarını ve konuluş nedenlerini bilemediğimiz için bu meşhur söze sığınmaktan başka çaremiz kalmıyor. Bununla beraber, bazı şehir ve kasabaların adlanış hikâyelerini ve manalarını az çok bilmekteyiz. Bu işte vaktin büyük rolü vardır.
7 Mart 2010 Pazar
OĞUZELİ
Bugün Gaziantep’in Güneydoğusunda “Sacır Suyu”kenarında kurulmuş bulunan Oğuzeli kazası ve çevresinden söz etmek istiyorum. İlçe merkezi olmadan önce Oğuzeli’nin adı “Büyük Kızıl hisar Köyü”idi. Ama halk bu birleşik sözlüğü Kızıl hisar olarak söyledi. Oğuzeli yaşlılarının anlattıklarına göre köy eskiden şimdiki kasabanın kuzeyindeki bölümünü kaplammış. Bu yanı Sacır’a dayalı, diğer yanları kırmızı renkli kalın ve yüksek duvarlarla çevriliymiş. Kasaba içine muhafaza altındaki kapılardan girilir, bu kapılar geceleri görevliler tarafından kapatılırmış. İşte sözü geçen duvarların renginden ötürü bu yere Kızıl hisar adı verilmiştir.
28 Şubat 2010 Pazar
KARATAŞ
Gaziantep in yeni yerleşim alanlarından karatışı tanıyalım. Tam faaliyete geçtiğinde 900 bin kişilik bir uydu kent olacaktır. Şehrimiz batıya doğru göç almakta kentimiz eski Antep yeni Antep diye iki kısımdan oluşacaktır. Gelelim Karataşın tarihine
İlk uygarlık Fırat ve Dicle nehirleriyle Akdeniz sahillerinde doğdu, gelişti insanlık medeniyetin ilk ışıklarını burada gördü. Gaziantep bölgesi Fırat ile Akdeniz arasında bulunduğundan bu medeniyetin doğup geliştiği yerlerden biridir. Bundan ötürü ilimizin her köşesi eski devirlerden kalma kaleler mezarlar çeşitli, harabeler kaleler, Çeşitli mezarlar yeraltı yolları ve su kanalları bir kelimeyle eski eserlerle doludur.
Gaziantep de insan eliyle meydana getirilmiş olan birçoklarının üstü kapalı birer esrar perdesiyle örtülü olan bu eserler dışında, birde tabi, eserler vardır. Birinciler gibi bunlarda yıllardır zihinlerimizi tırmalayıp durmakta bir soru işareti olarak duruyor.
İlk uygarlık Fırat ve Dicle nehirleriyle Akdeniz sahillerinde doğdu, gelişti insanlık medeniyetin ilk ışıklarını burada gördü. Gaziantep bölgesi Fırat ile Akdeniz arasında bulunduğundan bu medeniyetin doğup geliştiği yerlerden biridir. Bundan ötürü ilimizin her köşesi eski devirlerden kalma kaleler mezarlar çeşitli, harabeler kaleler, Çeşitli mezarlar yeraltı yolları ve su kanalları bir kelimeyle eski eserlerle doludur.
Gaziantep de insan eliyle meydana getirilmiş olan birçoklarının üstü kapalı birer esrar perdesiyle örtülü olan bu eserler dışında, birde tabi, eserler vardır. Birinciler gibi bunlarda yıllardır zihinlerimizi tırmalayıp durmakta bir soru işareti olarak duruyor.
19 Şubat 2010 Cuma
ALLEBENDE ESKİ SAHRE YERLERİ
1-Meydan: bugünkü Gaziantep şehir stadyumunun yeri, bundan 80-90 yıl önce etrafı birer metre yükseklikte bostanlarla çevrili boş ve çok geniş bir arsa idi. Halk dilinde buranın adı meydan idi. Bu meydanın yakınında bir evde oturan ve davarcılıkla uğraşan ve Meydan Haycesi dene yaşlı bir kadının kaymakları meşhurdu. Antepli birçok aile ilkbaharda giderler, üç tarafından meydanı çevreleyen yüksek bostanların çimenli kenarlarına sabahları otururlar, Meydan Haycesine bir gün önceden ısmarladıkları kaymakları getirtirler, yerler, ilkbaharın sabah keyfini çıkarırlardı. Burada Hayceden (Hatice ) başka kaymakçılar da vardı. Bu kaymakları yeme yerlerinden biri de kürt tepe idi: Bu tepeden bütün Antep seyredilir. Manzarası çok güzeldir. Meydan, yazın, buranın etrafındaki bostancıların harman yeri idi. bostancılar arpa harmanlarını buraya yığarlar, burada cercerlerle döverler, savururlar, arpa ve samanlarını kaldırırlardı. Burası yazın aynı zamanda bulgur kaynatma, serme, kurutma idi. Geceleri bulgurcuların, bulgur ocakları alevleri ve bulgurcuların fener ışıkları burasını gündüze çevirirdi. Hülasa yazın burası bir kaynaşma tatlı bir eğlence, güzel bir piknik yeri idi de.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


